Ana içeriğe atla maske-tipleri-kullanımı-ve-koronadan-korunmada-dikkat-edilmesi-gerekenler | İnternetin gözü kara tek sitesi! | körüz.biz
körüz.biz logo
E-posta adresin
Şifre
 Beni hatırla

Şifremi unuttum 

İpuçları

 

maske tipleri kullanımı ve koronadan korunmada dikkat edilmesi gerekenler ( tarihinde yayınlandı)

  1. Aslına bakarsanız körüz.biz'e kayıt ekleyen kullanıcımız, "Maske nasıl yapılır?" diye sormuş. Başka bir soruyu da işin içine alarak bir yanıt oluşturmaya çalıştım. Bu ipucunda hazır maske tipleri, kullanımı ve virüsten korunmada dikkat edilmesi gereken temel hususlara yer verilmiştir.
    Sanayi ve sağlık sektörlerinde kullanılan farklı maske tipleri bulunuyor:
    Ameliyat maskesi:
    Doktoru değil, hastayı korumak için kullanıldığı düşünülürse Korona virüsü için pek de faydalı olacağı söylenemez. Amma velakin toplu taşıma araçlarında nispeten de olsa koruma sağlar. Yaklaşık on beş santime on beş santimlik bir kare veya benzer ebatlardaki dikdörtgen bir kumaşın dört bir ucunda yaklaşık kırk santimlik kumaş bağcıklar vardır. Peçe takar gibi burun ve ağız örtülerek baş arkasından bağlanır. Yeni nesil ameliyat maskelerinde kumaş bağcık yerine lastik de takılmaktadır ancak ameliyathanelerde kumaş/kağıt bağcıklı olanlar tercih edilir.

    Toz maskesi
    Koronadan korunmak isteyenlerin en çok tercih ettiği maske tipidir. Normalde bu maskeyi tozlu veya uçucu madde barındıran kimyasallarla iç içe yaşayan kişiler kullanır. Maske, çenenin alt kısmından itibaren başlayarak ağzı ve burnu kapar. Sol ve sağındaki iki lastik aracılığıyla kulak arkalarına sabitlenir. Her ne kadar para kazanma arzusunda olanların hızlıca üretim yapması nedeniyle şu an piyasadaki ürünlerin çoğunda olmamasına rağmen normalde bu maske üzerinde bir liralık bir metal para büyüklüğünde bir parça olur. Üstündeki tek delik sayesinde içeriye filtrelenmiş hava girmesini sağlar.
    Çoğunlukla, bazı ürünlerin çevresine sarılan silikon/plastik karışımı ince materyalden üretilir. Bu nedenle dikkatli ve bilinçli kullanılmadığı takdirde virüsten korunmadan çok virüs bulaşma aracına dönüşebilir. Son zamanlarda kumaştan ve çeşitli diğer materyallerden üretilenleri de vardır.

    Boya maskesi
    Toz maskesi ile aynı yapıdadır. Burnu ve ağzı kapar ancak sürekli kullanıma uygun olarak sert plastikten üretilir. Görünüşü hastanelerde kullanılan oksijen maskesine benzer; yani toz maskesine oranla daha küçüktür. Sert plastiğin iç kısmındaki yumuşak doku ağız ve burun çevresini tamamen kapatarak yalıtım sağlar. TOz maskesinde ise bu pek mümkün olmaz; sağı-solu aralık kalır. Boya maskesinin çoğunlukla ön tarafında üç dört santim çapında ve kavanoz kapağı gibi çevir-çıkar mantığına dayanan bir alan bulunur. Bu alanın içinde toz maskesinin de temel materyal olarak kullanılan silikon/kağıt karışımı filtre yer alır. Uzun kullanımda belli aralıklarla kapak açılarak filtre değiştirir. Aspratör filtresi olarak satılan materyallerden kesilerek kişi tarafından yapılır.

    Gaz maskesi
    Koronanın göz sıvısı aracılığıyla da bulaştığını dikkate alırsanız %100 korunmayı sağlayan tek maske tipi budur. Aslında bu maskeler biyolojik ve kimyasal serpintilerinden korunmak için icat edilmiştir. Ancak Polonya gibi kış aylarında yüksek hava kirliliği olan şehirlerde de kullanılmaktadır. Bu nedenle biyolojik/kimyasal serpintiden korunmaktan ziyade diğer amaç için de üretilmektedir. Maskenin yapısı tıpkı kuaförlerde kullanılan sprey koruyucu plastik parçalar gibidir. Alındaki saç diplerinden başlayarak yüzü tamamen kaplar ve iç kısmındaki yumuşak madde dış ortamla bağlantıyı tamamen keser. Maskenin alt tarafında sağa ve sola doğru ilerleyen ortalama dört santim çabında iki boru bulunur. Bu borunun iç kısmında ise temizleyici/filtreleyici maddeler yer alır. Boruların uçlarında ise delikler bulunur.

    Maske koruma sağlar mı?
    Çok sık söylenen bir şey var: "Sadece hasta olanlar maske taksın, maske koruma sağlamaz." Bu, hem doğru hem de yanlış bir kanı. Doğru ifade ise şu: "Maske, bilinçli kullanıldığı takdirde maskesiz hale göre hayli korunma sağlar."
    Yukarıda bahsedilen ameliyat ve toz maskelerinde, ağız ve burun yüzde yüz kapanmadığı için kesin bir sonuç alınamaz. Ayrıca maske, yürürken tak; konuşurken çıkar mantığıyla yaklaşıldığında korunmadan ziyade zarar getirir. Maskenin dış yüzeyine bulaşan bir virüs, maskenin dışına her dokunuşunuzda önce elinize, ardından da temizlemediğiniz takdirde ağız yoluyla bedeninize bulaşır. Uzmanların sadece hastalara maske tavsiye etmesinin temel sebebi ise bu maskelerin virüs için değil, toz, boya vb. şeyler için üretilmiş olmasıdır. Kenarı boşluk olan maskeden içeri giren virüs her soluyuşunuzda üreme sürecini maske üzerinde daha rahat gerçekleştirebilir.

    Maske nasıl yapılır?
    Ameliyat maskesi yapmak için bir kumaş parçasının dört ucuna bağcık dikmeniz yeterlidir. Eğer bir yerlerden toz maskesi bulabilirseniz ondan üreteceğiniz bir kalıp ile kumaş kesip diktirebilirsiniz. Açıkçası şu sıralar terziler maske dikmeyi reddetmiyor. Kimileri iç kısmına on milimlik sünger parçası koyarak maskenin yüze daha rahat oturmasına imkan veriyor. Başka deyişle eğer illa maske almayı düşünüyorsanız bir terziye gitmenizi öneririm. Yıkanabilir, tüylenmeyen, tüysüz kumaştan -keten gibi- üretilebilen bir maske dikkatli kullanıldığında koruyucu olabilir.

    Virüsün yaşam süresi
    Yapılan araştırmalara göre Korona havada üç saatlik bir yaşam süresine sahip. Plastik ve çelik üzerinde ise 3 gün hayatta kalabiliyor. Her ne kadar bu 3 günlük sürenin bir kısmında bulaşma yetisini yitirerek yaşıyor olsa da yaşıyor namussuz. Bu nedenle dünyanın en kirli on nesnesi listesini kontrol etmenizi tavsiye ederim. Trabzanlar, toplu taşıma araçlarındaki tutaçlar, musluk başları, kapı kolları vb. yerler bu listede yer alıyor. Virüsün giyim eşyalarında barınma süresinin de pek uzun olmadığı biliniyor. Virüs taşıyıcısı biri doğrudan kıyafete öksürdüğünde, aksırdığında bulaşırsa bulaşıyor ve bir süre kıyafette kalıyor. Ancak asıl risk alanları kıyafetler olmasa da düzenli olarak gün sonunda kıyafet değişiminin zararı olmayacağı da kesin.

    Ne zaman hastaneye gitmelisiniz?
    Korona virüsünün belirti gösterme süreci bulaşma anından itibaren kişinin metabolizmasına bağlı olarak 2 ile 14 gün arasında değişiyor. 14 gün aşan kuluçka süreci çok az vakada saptanmış durumda. Çoğunlukla 5 ile 7 gün içinde belirtiler ortaya çıkıyor. 38 derece ve üstü ateşe eşlik eden kuru öksürük hastaneye gitmeniz için yeterli sebepler. Bazı vakalarda ishal de gözlemlenebiliyor. Normal grip belirtisi olan hapşırma, üşüme vb. ön belirtilerin kimi vakalarda hiç görülmediği de bilinen bir gerçek. Bu nedenle temel kriter olarak ateş ve öksürük baz alınıyor. Tabii ki bu belirtilerle karşılaştığınızda unutmamanız gereken ilk şey ateş ve öksürük yapan tek virüsün korona olmadığı. Böyle bir durumda maske veya ağız-burun kısmını kapatan bir bez ile solunum çıkışlarını elden geldiğince izole ederek hastaneye gitmeniz ve son zamanlarda fiziksel iletişim kurduğunuz kişileri uyarmanız bilinçli bir davranış olacaktır.

    Nelere dikkat edilmeli
    Virüsün yaşam süresi dikkate alınırsa solunumdan çok el aracılığıyla bulaştığı zaten gayet anlaşılır durumda. Bu nedenle el temizliğini daha sık yapmaya, anti-bakteriyel sabun kullanmaya özen göstermelisiniz. Her tür sabunun el temizliği için işe yaradığını da unutmamalısınız; anti-bakteriyel sabun şart değildir.
    Lateks eldiven kullanımı virüsün yayılımı dikkate alındığında pek de işlevsel bir korunma aracı değil. Ancak körler için durum farklı. Dışarıdayken insanlarla fiziksel teması dikkate alırsanız eldiven kullanmanızın bir sakıncası yok. Ama eldiven kullandığınız için el temizlik oranını azaltmamanız da gerekir. Eldivenin ise tek kullanımlık olarak tüketilmesi gerekir, elinizcen çıkarttığınız bir eldiveni "Nasılsa daha yeni taktım ya" diyerek takmak fayda değil zarar getirir.
    Eğer eldiven kullanmıyorsanız bastonunuzun tutaç yerini de bir şekilde ve sık sık dezenfekte etmeniz gerekiyor.
    Ekmek gibi sık sık ellenen ve yıkanmadan tüketilen ürünlerden uzak kalmaya gayret edin ya da en azından poşetlisini almayı tercih edin. Market rafındaki bir paket pirincin -tabii hala kaldıysa- kaç kişi tarafından ellenmiş olabileceğini düşünmek hayal gücünüze bağlı. Ne var ki korona virüsü sindirim sisteminden ziyade solunum yolu ile bulaşan bir virüs olduğu için risk oranı da bu konuda düşük. Hastalığın bazı kişilerde ishal yaptığı dikkate alınırsa uzmanların zaten normalde de önerdiği sebze ve yiyeceklerin iyi yıkanmasına özen gösterilmesinin bir zararı yok.
    Almanya'da bazı yerleşim birimlerinde iki kişinin yan yana yürümesinin dahi yasaklandığını dikkate alırsanız sokakta birinin kolundan tutarak ilerlemenin de hayli risk içerdiği kanısına varabilirsiniz. Bu nedenledir ki imkanınız varsa sokağa çıkmak zorunda kaldığınız anlarda maske ve eldiven kullanımını ihmal etmeyin. Kaderci olmakla aptal gibi davranmak arasında ince bir çizgi olduğunu unutmayın.
    "Evde kalın, kalabalık yerlere çıkmayın" gibi zaten herkes tarafından bir şekilde öğrenilen tedbirleri yeniden yazmaya gerek yok sanırım. Bir doktor arkadaşımın kurduğu ve hoşuma giden cümleyi de paylaşmak istiyorum: "Genetiğinizi reddedin! Maymun gibi yüzünüzü parmaklayıp parmağınızı ne kadar az yalarsanız Korona sizden o kadar uzak olur."
    Esprinin anlaşılmama olasılığına karşı daha net bir cümle ile ipucunu noktalayayım: El temizliğine özen gösterseniz bile otururken veya başka bir anda yüzünüzle temasta bulunmamaya dikkat edin; ilk önce elinizi yıkayıp duruladıktan sonra yüzünüzü de ikinci bir sabunlamayla yıkamayı tercih edin. (Yorum yazmak için tıklayın)
    Murat Kefeli | (Şikâyet et)
  2.  

Sonraki ipucu: iphonelarda ekrandan braille girişi kullanımında çıkan otomatik tahmin sesinin kapatılışı

Sayfa: 1/398
Facebook'ta paylaş twitter'da paylaş Google+'da paylaş Linkedin'de paylaş E-postayla gönder