Ana içeriğe atla İpucu: baston kullanmaya yeni başlayanların dikkat etmesi gerekenler | Güneşi Takip Et!
körüz.biz logo
E-posta adresin
Şifre
 Beni hatırla

Şifremi unuttum 

İpuçları

 

baston kullanmaya yeni başlayanların dikkat etmesi gerekenler ( tarihinde yayınlandı)

  1. Sevgili arkadaşım, öncelikle şunu söylemek doğru olur: Kendinize en uygun baston tekniğini kendiniz belirleyeceksiniz. Kalabalık ortamlarda hangi tutuş şekliyle ne kadar uzunlukta kullanacaksınız, daha tenha yollarda nasıl kullanacaksınız, kapalı alanlarda nelere dikkat edeceksiniz, hangi zeminlerde hangi teknikte kullanacaksınız, hangi tür baston kullanacaksınız vs. bunların tümünü tamamen şahsî deneyimleriniz doğrultusunda baston kullandıkça kafanızda netleştireceksiniz. Ancak yeni başlayan biri için baston kullanma yolculuğu soru işaretleriyle dolu upuzun ve korkunç bir yol gibi görünür, maalesef böyle bir önyargı vardır ama işin aslı öyle değil. Adım adım elimden geldiğince kendi deneyimlerimi yazarak size yol göstermeye çalışayım:
    1. Daha önce yürümediğiniz veya evvelce yürüdüğünüz fakat yol çalışması vs. tarzı bir şeyler olduğunu fark ettiğiniz yollarda mümkün olduğunca yavaş yürüyün. Bastonun ucunun dokunduğu zemini mümkün olduğunca doğru tahlil etmekle birlikte aynı zamanda etrafınızdaki sesleri de dikkatli bir şekilde dinleyin. Sesleri dinlemeniz sayesinde etrafınızda akan trafikten, yürüyen insanlardan yahut yolunuz üzerinde herhangi bir çalışma yapılıyorsa (iş makinesi, matkap sesi, vs) ondan haberdar olursunuz ve yola, çalışmaya veya yolunuza çıkabilecek diğer engellere karşı mesafenizi daha gerçekçi bir biçimde belirleyebilirsiniz. Yahut yürüyen merdiven sesinden metro girişine geldiğinizi, turnikelerin sesinden kart okutma kısmına yaklaştığınızı (Ankara metrosu için örneğin) rahatlıkla anlayabilirsiniz. Ayrıca bastonunuzu zaman zaman yere vurarak, eğer çok keskin bir kulağınız varsa, sesin yapacağı yankı çerçevesinde bulunduğunuz ortamın büyüklüğü genişliği, duvara olan uzaklığınız, mekanın yüksekliği vb. konularda tahmini veriler elde edebilirsiniz. Yine önünden geçeceğiniz fırın, kafe, büfe, simitçi vb. yerler sizi tahminî olarak nerede olduğunuz konusunda yönlendirecektir, eğer aynı yoldan geri dönecekseniz veya o yolu tekrar kullanacaksanız bunlara da özellikle dikkat edin. Fırından çıkan koku, kafeden gelen müzik sesi, büfeden gelen bozuk para, simitçiden gelen 'Yeni çıktı sıcak simiiiit' sesi bile yeri geldiğinde çok önemli veriler halini alabilir. Ayrıca bilmediğiniz yolda yavaş yürüyerek tabela ve bastonunuzun hakimiyet alanından kaçan (benim şu ana kadar başıma hiç gelmedi) bir direkle çarpıştığınızda mümkün olduğunca az hasarla kurtulursunuz.
    2. Daha önce yürüdüğünüz veya bildiğiniz yollarda yürürken 'Nasıl olsa biliyorum' rahatlığına kapılıp yürümenizi tavsiye etmiyorum. Belediyelerimiz her an o yol üzerine bir çukur açmış olabilir, yolunuz üzerine bir çöp poşeti bırakılmış olabilir, hatta minik bir kediciği bile ezebilirsiniz [Üzgün gülümseme] (Ben üniversite yıllarımda fakültenin önünde baston kullanmadığım için kaldırımın kenarında uzanan bir kedinin üzerine basmıştım, hâlâ hatırladıkça vicdanım sızlar). Bildiğiniz yerlerde kesinlikle baston kullanmayı bırakmamanızı önermekle birlikte yürüyüş hızınızı ve dikkatinizi kendinize güvendiğiniz ölçüde belirlemenizde bir sakınca yok.
    3. Kalabalık yerlerde (Örneğin Ankara'yı bilenler için Kızılay Güvenpark dolmuş durakları yanındaki kaldırımlar) Ben bastonumu mümkün olduğunca kısaltıp yürüyüş hızımı yavaşlatıyorum. Ayrıca yine dikkatli bir şekilde etrafı dinleyerek, yolda yürürken önüne bakmak yerine ağzını ayırıp telefonla konuşan veya yanındakinin suratına bakarak bir şeyler anlatan ve aynı zamanda yolda yürüyen vatandaşlarımızla çarpışma tehlikesini en aza indiriyorum. Ayrıca kısa veya kısaltmak yerine dike yakın tutarak bastonumun ucuna basılma tehlikesini de azaltmış oluyorum.
    4. Karşıdan karşıya geçerken yardım alıp almamak tamamen sizin insiyatifinizde. Ben genellikle sesli trafik ışıklarının olduğu yerlerde yardım almaktan hoşlanmıyorum. Onun dışında zaman zaman kendime güvenip trafik ışığı olmayan yollardan da tek başıma geçtiğim olmuştur. Tabi bundan önce etrafı iyice dinleyip araba gelmediğinden çok çok emin olmak lazım. Onun dışında trafik ışığı olmayan kalabalık yollarda, karşıya geçeceğini fark ettiğiniz bir vatandaştan kesinlikle uygun bir dille karşıya geçinceye kadar kendisine eşlik etmenizde bir sakınca olup olmadığını sorun (Kimileri 'Bana eşlik edebilir misiniz' veya 'Karşıya geçirebilir misiniz' diye de sorabiliyor, hepsi doğru fakat ben karşımdakine, ona eşlik etmeyi teklif ederek kendimce benim istediğim kadar yardımcı olabileceği ve karşıya geçtikten sonra 'sen yoluna ben yoluma' mesajını vermiş olduğumu düşünüyorum, tuhaf değil mi? Evet tuhaf bence de [Gülümseme] Ama yapıyorum).
    5. Otobüs beklerken ne yapalım? Otobüs beklerken duraktaki vatandaşlara yine uygun bir dille gelen otobüslerin numaralarını sorabilirsiniz. Yahut havadan sudan muhabbet ediyor gibi görünüp gideceği yeri öğrenip çaktırmadan aynı otobüse binip binmeyeceğinizi öğrenebilirsiniz. Muhabbet ediyorsanız laf arasında 'Şu gelen otobüsün numarası x mi hocam' diye sorabilirsiniz. Ankara'da yaşıyorsanız ve iPhone yahut Android işlemcili bir telefon kullanıyorsanız otobüslerin durağa geliş zamanını tahmini olarak gösteren bir uygulamadan faydalanabilirsiniz. Yine Ankara'da yaşıyorsanız metrodaki ve belediye otobüslerindeki sesli anons sisteminden faydalanarak hangi durakta olduğunuzu öğrenebilirsiniz. Bindiğiniz otobüste sesli anons sistemi çalışmıyorsa şoförden yardım alabilirsiniz veya bindiğiniz otobüs özel halk otobüsüyse muavinden veya şoförden yardım alabilirsiniz, muavin bu iş için orada, unutmayın.
    6 Şehirlerarası otobüs yolculuklarında molalarda yine muavinden yardım alabilirsiniz. Ancak size tavsiyem kimden yardım alırsanız alın yapacağınız işin tamamını yapıncaya kadar yardım aldığınız kişiyi kendinize bağlamayın. Örneğin molada lavabo ihtiyacınız varsa, muavinden lavabonun yerini göstermesini isteyin, eğer lavabonun yeri çok karışık değilse ki genelde dinlenme tesislerinde rahat gidilebilecek yerlerde oluyorlar, lavabonun kapısının önüne geldiğinizde teşekkür ederek kendinizin geri dönebileceğini belirtin (Sevgili güzel arkadaşım tabiki bu esnada geldiğimiz yolun zeminini güzelce kafamıza yerleştiriyoruz ve etraftaki sesleri çok çok dikkatli bir şekilde dinliyoruz!) Yardım aldığınız kişi gitmezse kendi tercihidir, ama gitmişse mümkün olduğunca gelirken elde ettiğiniz veriler doğrultusunda rotanızı belirleyerek dönmeye çalışın. Eğer yolu karıştırırsanız etraftan birine otobüsünüzün nerede olduğunu sorabilirsiniz, bir kişiyi ihtiyacınızı giderinceye kadar lavabonun kapısında bekletmektense geldiğiniz yolu bulmayı deneyip bulamadığınızda farklı bir insandan ufacık bir yardım istemek daha mantıklı değil mi [Gülümseme]
    Son olarak sevgili arkadaşım, şunu unutmayın: Baston size yol tarif etmez, baston 'Önünde direk var dikkat et sevgili güzel kardeşim' diye bağırmaz, baston uçan halı değildir, sizi istediğiniz yere götürmez. Siz baston kullanarak ve görme duyusu dışında kalan duyularınızı ve önceden bildiğiniz yolları/rotaları kullanarak gideceğiniz yere gider gelirsiniz. Baston kullanırken insanlara çarptığınız da olacak, kaldırımlara park etmiş arabalara çarptığınız da olacak, ayağınız da kayacak, 'Bu direğin burada ne işi var ya' diye de düşüneceksiniz, biri bastonunuzun ucuna basıp keyfinizi de kaçıracak, aklınıza gelmeyecek abuk subuk laflar da işiteceksiniz, yeri gelecek insanlarla kavga da edeceksiniz. Ancak şu bir gerçek ki eğer minimum yardım alarak hayatını devam ettirmek isteyen, özgürlüğüne düşkün bir insansanız (Tavsiye ederim) yaşadığınız bütün olumsuz deneyimlere rağmen baston kullanmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceksiniz. Şunu unutmayın: Bunu yapan birçok insan var, siz neden yapamayasınız? Korkmayın, sokaklar görenler için de en az bizim için olduğu kadar tehlikeli. Kolaylıklar diliyorum. (Yorum yazmak için tıklayın)
    Sabit92 | (Şikâyet et)
  2.  
  3. Ben de çok genç olan arkadaşlarımız için bir şeyler yazmak istedim. İlk olarak bilmeniz gereken şey baston kullanmanın okumayla, dinlemeyle veya benzer bir şekilde öğrenilemeyeceği. Eğer bağımsız hareket etme yetinizi geliştirmek istiyorsanız cesur olmalısınız. Aksi takdirde her geçen gün bağımsız hareket etme zamanınız biraz daha ileri tarihe ötelenir, evde oturma süreniz ve bağımlı yaşam biçiminiz de artar.
    Emin olmanız gereken başka bir konu da ne kadar kültürlü ne kadar deneyimli ve ne kadar eğitimli olsa da her anne babanın veya ebeveynin içgüdüleri nedeniyle sizi korumak isteyeceğidir. Bazen bu koruma duygusunun size geniş vadede zarar verdiğini fark etmemeleri mümkün. Eğer her bağımsız hareket etme girşiminiz aileniz tarafından bir şekilde engelleniyorsa ilk önce bunu uslu ve efendi biri gibi saygı sınırlarını asla aşmadan ve karşınızdaki kişinin tepkilerinin sevgiye dayalı olduğu gerçeğini aklınızdan çıkarmadan ailenizle konuşun. uzlaşmaya çalışın. Ama bir yerden sonra da ağırlığınızı koyun ve gerekiyorsa yaramaz bir çocuğa dönüşün.
    Aileyle uzlaşmanın en makul yolu bağımsız hareket etme yetinizin geliştiğini ve bunu başarabileceğinize dair ispattır. İlk yapmanız gereken şey kısa ve dar bir alanda aile üyenizle beraber yürümektir. Daha doğrusu yanınızdaki aile üyenize hiçbir müdahalede bulunmamasını rica edip siz kendi bildiğiniz şekilde ilerlemeye çalışmalısınız. Ancak emin olunki gözünüze girmek üzere olan bir ağaç dalına yaklaştığınızda aile üyeniz sizi kenara çekecek veya olaya müdahale edecektir. Bu tür bir durumda olabildiğince sakin davranın ve müdahale etmemesini rica edin. Bunu yaparken de, "Her zaman yanımda siz olmayacaksınız, yalnızken gözüme bir dal girmesini istemiyorsanız bırakın şimdi o dal benim alnıma veya gözüme batsın ki öğreneyim" benzeri cümleler kurun.
    Zemin farklılıklarına ve zeminin hangi tip taştan yapıldığına dikkat edin. Bu detay size hiç olmadığı kadar yardımcı olabilecek bir konudur. Ben kör olmak dışında aynı zamanda sağır biriyim ve dibimden geçen bir treni bile bir uğultu olarak algılayacak şekilde duyarım. Daha doğrusu rüzgârın mı yoksa kamyonun uğultusu mudur ayırt edemem. Ama buna rağmen sadece zemindeki fiziksel belirtileri takip ederek hiç de küçümsenmeyecek bir alanda bağımsız hareket edebiliyorum. Yani eğer doğru düzgün duymayan ben hala nefes alıyorsam demek ki kulakları normal oranda duyan bir körün bağımsız hareket etmesi hiç de riskli değildir.
    Ara sokaklarda karşıdan karşıya geçercekseniz ve o an çevrede ses duymuyorsanız girintili geçiş yapmayı deneyin. Bunun anlamı şu oluyor: Dosdoğru karşıya geçmek yerine ilk önce ara sokakta iç tarafa doğru bir metre yürüyüp sonra karşıya geçmek. Bunun size getirdiği avantajsa yamuk yürüdüğünüz takdirde anayola fırlamamış oluyorsunuz. Bu da can güvenliğiniz için oldukça önemli bir detayı kapsıyor.
    Aile üyenizle bir müddet denemeler yaptıktan sonra yine ilk başlarda kısa mesafeler için yanınızda kimse olmadan bu gezintilere kalkışın. Tabii ki emin olacağınız tek şey ailenizin bir süre sizi takip edeceğidir. Bu durumu hoş görmeye çalışın ve uzaktan takip edildiğinizi fark etseniz bile müdahale etmeyin. Kısa bir süre saf rolü oynayabilirsiniz ama baktınız ki durum uzuyor, hala takip ediliyorsunuz olaya müdahale ederek hakkınızı savunmalısınız. Aksi takdirde bir yerden sonra olay katlanılmaz olacaktır.
    Maceracı bir tutum sergilememeye özen gösterin. Eğer trafiğin seyrek ama aynı zamanda hızlı olduğu bir bölgede yaşıyorsanız ve sokakların tenha olduğu anlarda dışarı çıkıyorsanız kendinizi riske atmayın. Tam olarak nerede olduğunuzu karıştırdığınızı fark ettiğiniz an kendinize güvenli bir yer arayın. Bu bazen bir kaldırım köşesi bazen bir aracın arkası bazen de iki aracın arası olabilir. Burada temel amaç tam olarak nerede olduğunuzu algılayana kadar kendinizi güvenli bir yerde tutmaktır.
    Zemin taşının asfalt mı yoksa arnavut kaldırımımı yoksa benzer başka bir taş olduğunu saptamak; güvenli yerde beklerken yakınlardan geçen aracın geçiş yönünü tespit etmek; o an çevrede bulunan sesleri çözümlemeye çalışmak kaybolduğunuz anlarda yapmanız gereken en manalı işler arasında yer alır. Ama üstüne basarak tekrar söylüyorum: İlerlemeye devam ederek değil güvenli bir yerde durarak bu tespitleri yapmaya çalışın.
    Kullandığınız güzergahtakı kavşakları ya da benzer yerleri akıllı telefonunuza yükleyecğeiniz uygulamalar aracılığıyla belirleyebilirsiniz. Ben sağır da olduğum için telefon kullanmıyorum ama misafirliğe gelen arkadaşların neredeyse tamamı belli yerleri telefonuyla işaretleryerek ilerleyişlerini ona göre düzenliyor ve tabii bu gps uygulamaları sayesinde kaybolma riskiniz de hayli azalıyor. Bu uygulamaları kullanmayı öğrendikten hemen sonra ne işe yaradıklarını ailenize de detaylıca anlatmayı ihmal etmeyin. Bu tür bilgilendirmeler onların içini rahatlatacaktır.
    Sabit arkadaşımızın da belirttiği üzere bazı şeyleri yaşamadan öğrenmeniz hayli zor. Sokağa çıkmadan önce yapacağınız en mantıklı davranışlardan ilki körüz.biz'in ipuçları kısmına girmek ve kayıtları kategoriye göre listeledikten sonra bağımsız hareket kategorisiyle gündelik yaşam kategorisindeki kayıtları okumaktır. Eğer imkanınız varsa, çevrenizde sizden yaşça büyük veya daha deneyimli bir kördaşınız varsa bu konuda ondan da yardım isteyebilirsiniz. Bağımsız hareket konusunda deneyimli biriyle yapacağınız üç dört saatlik yürüyüşte öğrenecekleriniz yalnızken öğreneceklerinizden kat be kat daha fazla olacaktır.
    Başta da söylediğim gibi bu iş için önce istek sonra da o isteği yerine getirecek cesaret gerekiyor. Zaten bastonu alıp sokağa fırladıktan sonra aslında birçok detayı fark ettiğinizi gördüğünüzde ihtiyacınız olan en önemli şey de size eşlik edecektir. Özgüveninizin doğması da bağımsız hareket etme alanınızı genişletecektir. (Yorum yazmak için tıklayın)
    Murat Kefeli  | (Şikâyet et)
  4.  
  5. bende boyunuza uygun uzunlukta baston seçmeniz konusunda bildiğim ve faydalı olabileceğine düşündüğüm bir bilgiyi paylaşmak isterim. baston boyu karın boşluğunun üzerinde kaburga kemiklerinin birleştiği orta kısmın 2-3 parmak üzerinde olursa, kullanımınız çok daha rahat olacaktır. (Yorum yazmak için tıklayın)
    Anonim | (Şikâyet et)
  6.  
  7. Baston boyu biraz göreli bir kavram aslında. Yukarıda bahsedilen baston boyu, kabul edilen iki tür baston kullanımı görüşünden birinin önerdiği boy. Bu boyda yani iki meme ortasına gelecek boyda bir baston kullanırken, genellikle bastonu yere neredeyse dik olarak kullanmak mümkün olyor. Bu boydaki bastonu kolumuzu aşağı doğru sallandırıp bastonu yere yaklaşık 30 derecelik bir açıyla tutarak kulllanmamız gereken durumlarda ki, sıklıkla bu şekilde kullanıyoruz, hem biraz öne eğilmemiz gerektiğinden uzun süreli kullanımlarda bel ağrısına neden olabiliyor hem de bu boydaki bir baston, yere daha dik bir açıyla değiyor ve bu da yerdeki küçük engellere kolayca takılıp yavaşlamamıza neden oluyor. Bu nedenle benim en az önerdiğim boy bu kısa bastonlar.
    Bir başka görüş de bastonun çeneye kadar gelmesi yönünde. Bu boyda bir baston, kısa bastona göre çok daha etkili diye düşünüyorum. Hem dik olarak kullanırken daha geniş bir alanı tarayabiliyoruz hem de yatay kullandığımızda yere yeteri kadar dar bir açı yapıyor ve çok kısa olmadığı için daha geniş alan taramak için öne eğilmemiz gerekmiyor.
    Ama ben çeneme kadar gelen bastonları da kendi hesabıma kısa buluyor ve burnuma kadar gelen bir baston kullanıyorum. Bu, ilk birkaç gün alışmak için çaba harcanan fakat sonrasında etkili bir biçimde baston kullanmayı kolaylaştıran bir boy bence. Kalabalık ortamlarda ya da çok fazla sandalye, masa gibi bastonun altına girebileceği engellerin olduğu yerlerde, yere dik olarak kullanıyorum ve buna rağmen, kısa bastonun yatay kullanıldığı sırada tarayabildiği kadar alanı rahatlıkla ve yorulmadan tarayabiliyorum. Ayrıca, yatay olarak kullandığımda da engellerden diğer bastonlara göre bir parça daha önceden haberdar olmamı sağlıyor ki bu da görmeyen birinin önemsemesi gereken bir şey diye düşünüyorum. Çünkü bir engelin varlığından ne kadar erken haberdar olursak, o engele uygun tepkiyi o kadar uzun süre düşünebilir ya da yavaşlatabiliriz. Yani bastonun çukura denk geldiği anda bir ayak havadayken haberdar olmakla, henüz çukura 1,5 2 adım kala haberdar olmak arasında ciddi bir güvenlik farkı var diye düşünmekten kendimi alamamaktayım.
    Bu arada hemen ekleyeyim. Eminim ki kısa baston kullandığı halde kendini güvende hisseden ve böyle hissetmemesi için hiç bir nedeni olmayan, şimdiye kadar önemli bir kaza yapmamış olan arkadaşlar vardır. Fakat ben bahsettiğim üç boy bastonu da denedim ve kendi hesabıma burnuma kadar gelen bastonla çok rahat ettiğimi fark ettim. Bütün görmeyenlere de önerdiğim bir şey olsa da herkes kendi deneyimlerine göre en iyisini seçecektir. (Yorum yazmak için tıklayın)
    Elif Ünver | (Şikâyet et)
  8.  
  9. Eğer az görüyor ve gölgeleri seçiyorsanız bastonla ilerlerken hiç görmeyen biri kadar dikkatli olmalısınız. Gölgeleri seçebildiğiniz için daha rahat hareket etmenin size zarar vereceğini unutmamalısınız. Bu nedenle yolda ilerlerken birincil referans noktanız bastonunuz olmalıdır. Aksi takdirde yoldan geçen bir araç, normalde olmaması gereken bir cisim ve benzeri şeyler yüzünden ufak kazalar yaşayabilirsiniz. (Yorum yazmak için tıklayın)
    Murat Kefeli  | (Şikâyet et)
  10.  
  11. Bende çene ve burun boyuma gelen bir baston kullanıyorum.
    Başlangıçta alışması çok zor olan bir şeydi ancak bir süre sonra alıştıktan sonra çok rahat ediyorsunuz.
    Biz gençlerin başlangıçta tedirgin oldukları ve bazılarımızın baston kullanmaktan vazgeçtiği bir sebep bastonun çok ses çıkarıyor olması ve edrafımızdakilerin bize bakıyor olması düşüncesi.
    Ancak bu tamamen yanlış bir düşünce.
    Birinci olarak baston o kadar da abarttığınız kadar fazla ses çıkartmıyor. İkinci bir husus insanlar size bakmıyor özellikle de kalabalık bir ortam da, herkes işine gücüne odaklanmış oluyor. Zaten birilerinin size bakma olayı sadece bastondan kaynaklanan bir şey değil.
    Onu da geçersek, kimse bize bakmasın, dikkat çekmeyelim diye bastonu bırakıp dışarıya çıktığınızda bir yere çarparsanız işte o zaman daha çok dikkat çekersiniz ve insanların acıma duygularına marus kalırsınız. Bu çok daha kötü.
    Aileler genel de sizlerin de bildiği üzere korumacı oluyorlar. Ve ben o koruma duygularını yenemediğim için bir gün okuldan kaçarak eve kendim gelmiştim. O günden sonra ailem benimde artık kendim bir yerden bir yere gidebildiğime kanaat getirdiler.
    Herkese bir yerlerden kaçın demiyorum [Gülümseme]
    Ama yavaş yavaş onlardan habersiz market gibi yerlere giderek kendi ihtiyaçlarınızı görebildiğinizi onlara gösterebilirsiniz.
    Aileleri ikna etmenin en güzel yollarından biri de, rol modeller belirleyerek olayı onların üzerinden yürütmek.
    Örneğin "Anne ama bak a kişiside görme engelli ama işe kendisi gidip geliyor. Ayrıca da, tek başına yaşıyor."
    Bu tarz sözler onlar üzerinde biz anlamasak bile bir şeyler bırakıyor ve etkili oluyor.

    (Yorum yazmak için tıklayın)
    Atakan Nalbant | (Şikâyet et)
  12.  

Önceki ipucu: ücretsiz baston teğmin edilebilecek yerler | Sonraki ipucu: android için okey google mobil asistan körcül ayarları

Sayfa: 6/444
Facebook'ta paylaş twitter'da paylaş Google+'da paylaş Linkedin'de paylaş E-postayla gönder