Körüz.biz'den Nihat Sırdar'a Açık Mektup
( tarihinde yayınlandı)Bu içeriğin ilk yayını sakat cenah tarafından yapılmıştır.
Sevgili Nihat Sırdar;
Size bu mektubu, Gostil Sağlamcılık Ödülleri adaylığınız dolayısıyla yazıyorum. 20 Kasım 2025 tarihli sabah programınızda, metrodaki sesli anonsların çalışmaması nedeniyle TİHEK tarafından İBB'ye "engelliliğe dayalı ayrımcılık" cezası kesilmesi üzerine, "Sanki ülkede bütün ayrımcılık bitmiş de bu mu kalmış?" demeniz ve konuyu da küçümser biçimde kahkaha efekti kullanmanız, hak temelli savunuculuk yapan engellilerin gündemine "bomba gibi düştü" desek çok da abartı olmaz.
Temel bir hak alanı olan engellilik ve erişilebilirlik konusunu önemsizleştiren alaycı tavrınızın bu kadar dikkat çekmesinin iki sebebi olduğunu düşünüyorum: İlki yaptığınız değersizleştirmenin apaçık olması, ikincisi de engelli dinleyicilerinizin sizin hakkınızda sahip olduğu son derece olumlu izlenimler.
Öyle ki gelen yorumların çoğu, "Nasıl olur? Hiç beklemezdim. Yakıştıramadım…" gibi tepkilerden oluşuyordu. Ayrımcılıkla ilgili hak alanlarını önem ve öncelik sırasına sokan yaklaşımınıza, dinleyiciniz olan engelliler çok şaşırdı. Ben ise az şaşırdım. Çünkü son yıllarda iyice yerleşen, tek numarası AKP karşıtlığı olan muhalefet anlayışının "eşitlik ve bir arada yaşam" fikrini içselleştirmekten oldukça uzak olduğunu fark edebilecek kadar olumsuz deneyim ve gözlemim oldu.
Şundan da emin olmanızı isterim ki hemen herkes burada asıl eleştirmek istediğiniz şeyin TİHEK'in taraflı yapısı ve Fahrettin Altun olduğunu gayet iyi anlayabiliyor. TİHEK'in tarafsız olmadığına ilişkin somut verilere dayanan bilgilerimiz ve konuya hakimiyetimiz var.
Bir süre önce rehber köpeğiyle mekanlara girmekte sorun yaşayan kör bir yurttaş TİHEK'e aynı gerekçeyle olmak üzere iki ayrı başvuru yaptı. Başvuruların biri İBB'ye yönelik diğeriyse Boğaziçi Üniversitesi'ne yönelikti. Aynı kişi, aynı konu için birbirinin aynısı iki başvuru yaptı ancak TİHEK sadece İBB'ye ceza verdi. Örneğin bu olay üzerinden TİHEK'i eleştirebilirdiniz. Gerçi nihayetinde siz bir araştırmacı haberci değilsiniz, ama bu durum hiçbir yayın sorumluluğu taşımadığınız anlamına gelmez. Eleştirinizi yaparken bir cümleyle bile olsa "erişilebilirlik"in temel bir hak olduğunu vurgulayabilirdiniz. Siz bunu yerine, "Eften püften konu için İBB'ye ceza verildi" tarzında haberi sunmayı tercih ettiniz. Ve bu tartışmasız biçimde yanlıştı.
200.000 TL para mı?
Söz konusu ceza da sembolik olup caydırıcılıktan oldukça uzak. Hani öyle belediye bütçesini alt üst edecek bir miktar değil. Sizin burada komik bulduğunuz erişilebilirlik meselesi, körlerin can güvenliğini dahi etkileyebilme potansiyeli olan bir sorun. Ve bunun için verilen cezanın 200.000 TL olması asıl gülünç olan şeydir.
Peki Nihat Sırdar'ın bundan haberi var mı?
Biz yaşanan durumun vahametini aramızda tartışırken en çok şu soru soruluyor: Peki bu tepkiler Nihat Sırdar'a ulaştı mı? Ulaşıyor mu? Öyle sanıyorum ki bu ısrarlı sorunun ardında da size duyulan, ne kadar dayanaklı olup olmadığı tartışmalı olan, o güven duygusu. Bu mektubu yazmamın amacı da bu. Sanki haberiniz olsa, konuyla ilgili bir düzeltme yapacağınıza ve telafi yoluna gideceğinize dair bir inanç hakim çoğunlukta.
Satırlarıma son verirken, öncelikle yaşanan duruma dair ciddi bir öz eleştiri vermenizi, sonrasında da son derece hak edilmiş adaylığınız vesilesiyle 2025 Gostil Sağlamcılık Ödülleri ödül törenine katılımlarınızı beklediğimi bildirmek isterim.
Okumanız ve yanıtlamanız dileğiyle,
Körüz.biz Ekibi'nden Meral Sözen.
İlginizi çekebilir:
https://sakatcenah.org/2025/12/09/nihat-sirdara-acik-mektup/
Ekleyen: Karolin | (Şikâyet et)
Sevgili Nihat Sırdar;
Size bu mektubu, Gostil Sağlamcılık Ödülleri adaylığınız dolayısıyla yazıyorum. 20 Kasım 2025 tarihli sabah programınızda, metrodaki sesli anonsların çalışmaması nedeniyle TİHEK tarafından İBB'ye "engelliliğe dayalı ayrımcılık" cezası kesilmesi üzerine, "Sanki ülkede bütün ayrımcılık bitmiş de bu mu kalmış?" demeniz ve konuyu da küçümser biçimde kahkaha efekti kullanmanız, hak temelli savunuculuk yapan engellilerin gündemine "bomba gibi düştü" desek çok da abartı olmaz.
Temel bir hak alanı olan engellilik ve erişilebilirlik konusunu önemsizleştiren alaycı tavrınızın bu kadar dikkat çekmesinin iki sebebi olduğunu düşünüyorum: İlki yaptığınız değersizleştirmenin apaçık olması, ikincisi de engelli dinleyicilerinizin sizin hakkınızda sahip olduğu son derece olumlu izlenimler.
Öyle ki gelen yorumların çoğu, "Nasıl olur? Hiç beklemezdim. Yakıştıramadım…" gibi tepkilerden oluşuyordu. Ayrımcılıkla ilgili hak alanlarını önem ve öncelik sırasına sokan yaklaşımınıza, dinleyiciniz olan engelliler çok şaşırdı. Ben ise az şaşırdım. Çünkü son yıllarda iyice yerleşen, tek numarası AKP karşıtlığı olan muhalefet anlayışının "eşitlik ve bir arada yaşam" fikrini içselleştirmekten oldukça uzak olduğunu fark edebilecek kadar olumsuz deneyim ve gözlemim oldu.
Şundan da emin olmanızı isterim ki hemen herkes burada asıl eleştirmek istediğiniz şeyin TİHEK'in taraflı yapısı ve Fahrettin Altun olduğunu gayet iyi anlayabiliyor. TİHEK'in tarafsız olmadığına ilişkin somut verilere dayanan bilgilerimiz ve konuya hakimiyetimiz var.
Bir süre önce rehber köpeğiyle mekanlara girmekte sorun yaşayan kör bir yurttaş TİHEK'e aynı gerekçeyle olmak üzere iki ayrı başvuru yaptı. Başvuruların biri İBB'ye yönelik diğeriyse Boğaziçi Üniversitesi'ne yönelikti. Aynı kişi, aynı konu için birbirinin aynısı iki başvuru yaptı ancak TİHEK sadece İBB'ye ceza verdi. Örneğin bu olay üzerinden TİHEK'i eleştirebilirdiniz. Gerçi nihayetinde siz bir araştırmacı haberci değilsiniz, ama bu durum hiçbir yayın sorumluluğu taşımadığınız anlamına gelmez. Eleştirinizi yaparken bir cümleyle bile olsa "erişilebilirlik"in temel bir hak olduğunu vurgulayabilirdiniz. Siz bunu yerine, "Eften püften konu için İBB'ye ceza verildi" tarzında haberi sunmayı tercih ettiniz. Ve bu tartışmasız biçimde yanlıştı.
200.000 TL para mı?
Söz konusu ceza da sembolik olup caydırıcılıktan oldukça uzak. Hani öyle belediye bütçesini alt üst edecek bir miktar değil. Sizin burada komik bulduğunuz erişilebilirlik meselesi, körlerin can güvenliğini dahi etkileyebilme potansiyeli olan bir sorun. Ve bunun için verilen cezanın 200.000 TL olması asıl gülünç olan şeydir.
Peki Nihat Sırdar'ın bundan haberi var mı?
Biz yaşanan durumun vahametini aramızda tartışırken en çok şu soru soruluyor: Peki bu tepkiler Nihat Sırdar'a ulaştı mı? Ulaşıyor mu? Öyle sanıyorum ki bu ısrarlı sorunun ardında da size duyulan, ne kadar dayanaklı olup olmadığı tartışmalı olan, o güven duygusu. Bu mektubu yazmamın amacı da bu. Sanki haberiniz olsa, konuyla ilgili bir düzeltme yapacağınıza ve telafi yoluna gideceğinize dair bir inanç hakim çoğunlukta.
Satırlarıma son verirken, öncelikle yaşanan duruma dair ciddi bir öz eleştiri vermenizi, sonrasında da son derece hak edilmiş adaylığınız vesilesiyle 2025 Gostil Sağlamcılık Ödülleri ödül törenine katılımlarınızı beklediğimi bildirmek isterim.
Okumanız ve yanıtlamanız dileğiyle,
Körüz.biz Ekibi'nden Meral Sözen.
İlginizi çekebilir:
https://sakatcenah.org/2025/12/09/nihat-sirdara-acik-mektup/
Ekleyen: Karolin | (Şikâyet et)