Sokaklardaki Fiziksel Engeller
( tarihinde yayınlandı)Bu ülkede yaşayıp da sokaklarda rastlayacağımız engelleri yazamamak imkansız sanırım.☺️ Kaldırım ortasına dikilmiş direkler, şekilsiz ağaçlar, güzide türk esnafının daha fazla satış yapabilme uğruna yollara kadar yaydığı malzemeleri, sokak hayvanları… Bunlar aklıma ilk anda gelenler.
Ekleyen: Ambalaj Hatası | (Şikâyet et)
Ekleyen: Ambalaj Hatası | (Şikâyet et)
Yol levhaları ve mağaza tabelaları, yanlış park edilmiş araçlar, kaldırım üstüne park etmiş araçlar, sokak insanları, mağaza girişi yerine kaldırıma serilmiş paspaslar, ismine mazgal denilen ama Loreal ve Hardy ikilisinin tombik olanının bile içine düşebileceği zamazingolar, seyyar satıcıların yere koyduğu elektrik kablolaları,
Ekleyen: Murat Kefeli | (Şikâyet et)
Ekleyen: Murat Kefeli | (Şikâyet et)
arabalar park etmesin diye kaldırım kenarlarına yerleştirilmiş dubalar ve kafelerin masaları sayılabilir.
Ekleyen: Antika | (Şikâyet et)
Ekleyen: Antika | (Şikâyet et)
Bu başlık için yazarken, doğrusu biraz kaygılı olduğumu itiraf etmem gerek. “sokaktaki fiziksel tehlikeler nelerdir?” sorusu yayınlandığında buna cevap vermek gerektiğini düşünmekle birlikte, yalnızca tehlikeden söz etmenin motivasyon kırıcı bir tutum olduğunu düşündüm.
Öncelikle, burada bahsettiğimiz tehlikelerin neredeyse hepsinin, yalnızca görmeyenler için değil, gören insanlar için de tehlike oluşturduklarını belirtmeliyim. Gün geçmiyor ki, bir yerlerde, etrafı çevrilmemiş bir çukur açılmasın ya da kaldırımlara park eden araçlar nedeniyle insanlar araç trafiğinin aktığı yollardan yürümek zorunda kalmasın.
Burada belirtilen tehlikelerin neredeyse hepsi, Beyaz bastonun etkin bir biçimde kullanılması halinde, tehlike olmaktan çıkabilecek engeller aslında. Tabii, insan hatası ve duyarsızlığı sonucu önümüze çıkan engeller oldukları için ve çoğu kez bizi yavaşlattıkları için öfkelenmeyi bir tehlikeden sayacaksak, evet, gerçekten de tehlikeli olduklarını iddia edebiliriz. Özellikle, bildiğimiz, neredeyse hergün geçtiğimiz yollardaki engeller bizim için önemli diye düşünüyorum. Sabah evden çıktığımızda orada olmayan bir çöp kutusu, açık bırakılmış logar kapağı, kaldırım çalışması Vb. orada olmadığını düşündüğümüz için fiziksel tehlike yaratabilir. Bu nedenle, bildiğimiz bir yolda dahi gidiyor olsak, bastonu bilmediğimiz bir yolda nasıl kullanacaksak öyle kullanmamızın faydalı olduğunu düşünüyorum. Bastonla yürürken, bütün duyularımızı mümkün olduğunca yola vermek de önemli bir nokta tabii. Bastonun çıkardığı sesi dinleyerek, etrafımızdaki nesnelerin uzaklıklarını, yüksekliklerini kestirmemiz çoğu zaman mümkün. Ayrıca zemin değişiklikleri de bizim için önemli veriler. Mesela asvalt bir yolda yürürken yolun birden kumlu, taşlı, tıpraklı bir hal alması bize daha dikkatli olmamız gerektiğini söyler. Muhtemelen yolda bir aksaklık olmuştur, bir çalışma, bir kaza, vb. Bu nedenle dikkatli, her an önümüze bir engel çıkmasını bekleyerek yürümemiz doğru olur diye düşünüyorum. Ayrıca dar ve pek çok engelin olabileceği kaldırımlarda bastonu yere dik olarak kullanmanın hem bastonumuzun bir yerlere sürekli olarak takılmasına ve bizi yavaşlatmasına engel olduğunu hem de alçak direkler ve buna benzeyen engelleri, bastonu yere dik olarak kullandığımda daha rahat ve kaçırmadan algılayabildiğimi fark ettim ben. Yani Geniş bir alanı taramamıza olanak veren, standart baston tutuşu, bu alçak engelleri bazen kaçırmama ve onlara çarpmama neden oluyor diye bir tespitim olmakla birlikte bunun kişiden kişiye değişiklik gösterebileceğini de sanıyorum fakat, çok fazla engelin olduğu ve insanların kalabalık oldukları alanlarda bastonu dik kullanmanın faydası da az değil.
Bunun dışında, bazen hızlı hareket etmenin bizi daha az engelli, daha farklı, daha becerikli ve görmemekle daha kolay başa çıkıyor olduğumuzu gösterdiğini düşünebiliriz. Ayrıca tabii ki, bazen bir yere yetişmek için daha hızlı hareket etmek zorunluymuş gibi görünebilir. Böyle durumlarda tabii ki, daha yavaş hareket etmeyi önermek gibi bir haddim olmamakla birlikte, hızın, tepki verme süresini azalttığını, üstelik, beyaz bastonun bize bir engelin varlığını haber verdiğinde o engele çok fazla yaklaşmış olduğumuzu dolayısıyla tepki vermemiz gereken zamanın iyice kısalmış olduğunu hatırlamamızın beden bütünlüğümüze faydası olacağını düşünüyorum.
Ve tabii bunların dışındaki, yanlış park etmiş araçlar, uyarı bandı ile çevrilmemiş, açıkta bırakılan inşaat iskeleleri, çukur ve yol çalışmaları, sesli uyarısı olmayan ışıklr, ışığı olmayan caddeler, eğik ağaçlar, insan boyundan daha alçaktaki tabelalar, üzerinde engeller bulunan ve hiçbir yere çıkan sarı rehber çizgiler… Bunlar için mücadeleye devam etmek, haklarımızı istemek için her türlü yasal çareye baş vurmak, bu konuyla ilgili çalışan engelli örgütleri ile iş birliği içinde olmak, bu engellerin yarattığı tehlikeler konusunda bilgilendirebildiğimiz kadar insanı bilgilendirmek daha doğrusu farkıdalık yaratmak sanırım maalesef ki bizim vazgeçmemizin mümkün olmadığı bir mücadele.
Ekleyen: Elif Ünver | (Şikâyet et)
Öncelikle, burada bahsettiğimiz tehlikelerin neredeyse hepsinin, yalnızca görmeyenler için değil, gören insanlar için de tehlike oluşturduklarını belirtmeliyim. Gün geçmiyor ki, bir yerlerde, etrafı çevrilmemiş bir çukur açılmasın ya da kaldırımlara park eden araçlar nedeniyle insanlar araç trafiğinin aktığı yollardan yürümek zorunda kalmasın.
Burada belirtilen tehlikelerin neredeyse hepsi, Beyaz bastonun etkin bir biçimde kullanılması halinde, tehlike olmaktan çıkabilecek engeller aslında. Tabii, insan hatası ve duyarsızlığı sonucu önümüze çıkan engeller oldukları için ve çoğu kez bizi yavaşlattıkları için öfkelenmeyi bir tehlikeden sayacaksak, evet, gerçekten de tehlikeli olduklarını iddia edebiliriz. Özellikle, bildiğimiz, neredeyse hergün geçtiğimiz yollardaki engeller bizim için önemli diye düşünüyorum. Sabah evden çıktığımızda orada olmayan bir çöp kutusu, açık bırakılmış logar kapağı, kaldırım çalışması Vb. orada olmadığını düşündüğümüz için fiziksel tehlike yaratabilir. Bu nedenle, bildiğimiz bir yolda dahi gidiyor olsak, bastonu bilmediğimiz bir yolda nasıl kullanacaksak öyle kullanmamızın faydalı olduğunu düşünüyorum. Bastonla yürürken, bütün duyularımızı mümkün olduğunca yola vermek de önemli bir nokta tabii. Bastonun çıkardığı sesi dinleyerek, etrafımızdaki nesnelerin uzaklıklarını, yüksekliklerini kestirmemiz çoğu zaman mümkün. Ayrıca zemin değişiklikleri de bizim için önemli veriler. Mesela asvalt bir yolda yürürken yolun birden kumlu, taşlı, tıpraklı bir hal alması bize daha dikkatli olmamız gerektiğini söyler. Muhtemelen yolda bir aksaklık olmuştur, bir çalışma, bir kaza, vb. Bu nedenle dikkatli, her an önümüze bir engel çıkmasını bekleyerek yürümemiz doğru olur diye düşünüyorum. Ayrıca dar ve pek çok engelin olabileceği kaldırımlarda bastonu yere dik olarak kullanmanın hem bastonumuzun bir yerlere sürekli olarak takılmasına ve bizi yavaşlatmasına engel olduğunu hem de alçak direkler ve buna benzeyen engelleri, bastonu yere dik olarak kullandığımda daha rahat ve kaçırmadan algılayabildiğimi fark ettim ben. Yani Geniş bir alanı taramamıza olanak veren, standart baston tutuşu, bu alçak engelleri bazen kaçırmama ve onlara çarpmama neden oluyor diye bir tespitim olmakla birlikte bunun kişiden kişiye değişiklik gösterebileceğini de sanıyorum fakat, çok fazla engelin olduğu ve insanların kalabalık oldukları alanlarda bastonu dik kullanmanın faydası da az değil.
Bunun dışında, bazen hızlı hareket etmenin bizi daha az engelli, daha farklı, daha becerikli ve görmemekle daha kolay başa çıkıyor olduğumuzu gösterdiğini düşünebiliriz. Ayrıca tabii ki, bazen bir yere yetişmek için daha hızlı hareket etmek zorunluymuş gibi görünebilir. Böyle durumlarda tabii ki, daha yavaş hareket etmeyi önermek gibi bir haddim olmamakla birlikte, hızın, tepki verme süresini azalttığını, üstelik, beyaz bastonun bize bir engelin varlığını haber verdiğinde o engele çok fazla yaklaşmış olduğumuzu dolayısıyla tepki vermemiz gereken zamanın iyice kısalmış olduğunu hatırlamamızın beden bütünlüğümüze faydası olacağını düşünüyorum.
Ve tabii bunların dışındaki, yanlış park etmiş araçlar, uyarı bandı ile çevrilmemiş, açıkta bırakılan inşaat iskeleleri, çukur ve yol çalışmaları, sesli uyarısı olmayan ışıklr, ışığı olmayan caddeler, eğik ağaçlar, insan boyundan daha alçaktaki tabelalar, üzerinde engeller bulunan ve hiçbir yere çıkan sarı rehber çizgiler… Bunlar için mücadeleye devam etmek, haklarımızı istemek için her türlü yasal çareye baş vurmak, bu konuyla ilgili çalışan engelli örgütleri ile iş birliği içinde olmak, bu engellerin yarattığı tehlikeler konusunda bilgilendirebildiğimiz kadar insanı bilgilendirmek daha doğrusu farkıdalık yaratmak sanırım maalesef ki bizim vazgeçmemizin mümkün olmadığı bir mücadele.
Ekleyen: Elif Ünver | (Şikâyet et)